Kredi derecelendirme kuruluşu S&P Global Ratings, Ortadoğu kaynaklı jeopolitik gerilimlerin yol açtığı enerji maliyet artışlarının Türkiye’de enflasyonist baskıları tetikleyeceğini ve ekonomik aktiviteyi yavaşlatacağını duyurdu. Kurum, makroekonomik risklere rağmen hanehalkının yerel para birimine bağlılığının korunduğunu ve mevcut şokun sıkı para politikası sürdürüldüğü takdirde bertaraf edilebileceğini bildirdi.
Eylül ayında başlatılan sermaye piyasası incelemeleri ve fon tasfiyelerinin yarattığı dalgalanmayı analiz eden kuruluş, sistemden çıkan likiditenin döviz cinsi varlıklar yerine ağırlıklı olarak Türk lirası mevduat enstrümanlarına geçtiğini aktardı.
S&P Global Ratings, Türkiye’de yaklaşık 18 milyar dolarlık fonun tasfiyesine yol açan sürecin liraya yönelik geniş çaplı bir güven kaybını tetiklemediğini belirtti.
Zorunlu varlık satışlarının pay piyasasında aşağı yönlü sert bir fiyat hareketine yol açtığına işaret edilirken, regülasyon mekanizmalarının ve para otoritesinin adımlarının sistemik bulaşma riskini sınırlandırdığı vurgulandı.
Buna karşılık TCMB’nin hızla likidite sağlamasının ve düzenleyici çerçevede uygulanan ayrıştırıcı önlemlerin finansal bulaşmayı önlediğini ifade etti.
Enflasyon Projeksiyonları ve Büyüme Revizyonu
Yurt içi yerleşiklerin yerel para birimi tasarruflarını koruması ve döviz talebinin zayıflaması, Merkez Bankası’nın brüt ve net döviz rezervlerini yeniden tahkim etmesine zemin hazırladı. Bankacılık sisteminde yabancı para mevduatların toplam portföy içerisindeki payı eylül dönemi itibarıyla yüzde 38,7 seviyesinde kalarak sene başındaki yatay seyrini sürdürdü.
Mevcut enerji fiyatı şokunun dezenflasyon sürecini yavaşlatacağını öngören S&P, yıllık ortalama tüketici enflasyonunun 2026 yılında yüzde 30,9, 2027 senesinde ise yüzde 21,7 düzeyinde gerçekleşmesini bekliyor. Ülkenin durağan kredi notu görünümünün korunması, yetkililerin sıkı para politikasını ve gelir politikalarını tavizsiz biçimde yürütmesi ile rezerv kaybı yaşanmaması şartına bağlanıyor.
Ekonomik genişleme temposunun 2025’teki yüzde 3,7 düzeyinden 2026’da yüzde 3’e gerileyeceğini tahmin eden uluslararası kuruluş, jeopolitik gelişmeler nedeniyle 2026 GSYH artış beklentisini 0,4 puan düşürdü. Bütçe açığının milli gelire oranının 2026’da yüzde 2,6 seviyesinden yüzde 3 sınırına yaklaşması, kamu borç yükünün ise GSYH’nin yüzde 30’unun altında kalması öngörülüyor. S&P, nisan ayında Türkiye’nin uzun vadeli notunu “BB-/B”, görünümünü ise “durağan” olarak teyit etmiş, 16 Ekim tarihindeki takvimsel incelemeyi pas geçmişti.
